Enflasyon bize 90'lı yılları hatırlatıyor

Merkez Bankası'nın politika faizini %15'ten %17,5 çıkartması, beklentinin altında kaldı. Beklenti en az %20 idi. Merkez Bankası belli ki politika faizi arttırımını zamana yayarak yapacak ve parasal sıkılaşma kararları uygulanacak. Doğal olarak bu da ekonomide yavaşlamaya yol açacak. Kredi faizleri günden güne yükseliyor. Bu da hem şirketlerin hem de bireylerin krediye erişimini güçleştiriyor ki bankalarda zaten kredi musluklarını kısmış durumda. Merkez bankası'nın buradaki amacı hem dolara yönelişi azaltmak hem de kredi ile alınan ev, otomobil gibi materyallere olan talebin azalmasına sağlayıp fiyatların düşmesine yol açmak.

Sadece Türkiye'de değil, dünyanın birçok ülkesinde en gelişmiş ülkelerde covid 19 salgını sonrası yükselen bir enflasyon var. IMF'den bu konuyla ilgili yapılan açıklamalarda da enflasyondan çok ülke halklarının gıdaya erişimini sağlama doğrultusunda yönlendirmeler var. Yani deniyor ki enflasyonu 2. plana atın. Evet bu normaldir. Oluyor, olacaktır ama halkınızın gıdayı erişimine öncelik verin. Belli ki Türkiye'de enflasyonda belirgin bir iyileşme görülmeden parasal sıkılaştırma politikası devam edecek. Kademeli olarak yapılacak halkın alım gücü düşecek, buna bağlı olarak da gıdadan giyime konuttan otomobile fiyatlar düşecek.

Alınan tedbirlere rağmen dolardaki artış devam etmekte, dolar arttıkça da fiyatlar yükselmekte. Otomobil ve konut fiyatlarında düşme olmasa bile artış hızının yavaşlaması beklentiler arasında. En büyük problemimiz maalesef Amerika Birleşik Devletleri'nin dünyayı dolara bağımlı hale getirmesi ve Türkiye'nin de bundan büyük oranda nasibini alıyor olması. ABD'ye 1 Dolar'ın kağıt ve baskı masrafı 3 cent ve istediği kadar sınırsızca karşılık göstermeden basabiliyor. Petrol, altın, bakır,doğalgaz, alüminyum aklımıza ne gelirse hepsinin dünya çapındaki değeri dolar olarak belirleniyor ve maalesef tahıl ürünleri de buna dahil. Amerikan doları dünyada rezerv para olarak kullanmaya devam edildikçe Türkiye gibi ülkeler her zaman zorlanmaya devam edecek. Bugün bir varil petrolün dünya çapındaki değeri ortalama 78 dolar. Bu fiyat sabit kalsa bile Türkiye'de doların değeri TL karşısında sürekli artığı için akaryakıta zamlar gelmeye devam edecek.

Peki çözüm nedir?

Vatandaşımızın altın tutkusundan vazgeçmesi ya da bu tutkuyu minimuma indirmesi gerekiyor. Altın ithalatı yaptıkça Türkiye'nin cari açığı büyüyor. Genel olarak ithalatın kısılması en önemli noktalardan bir tanesi cep telefonu gibi otomobil gibi dışarıdan aldığımız ürünleri azaltmamız, lüks tüketimden kaçınmamız gerekmekte. Buna benzer tedbirler hemen yarına uygulanabilecek olanlar. Yarın olmasa da gelecekte yapabileceklerimiz de var tabii.

Türkiye enerji ithalatı için başta petrol ve doğalgaz olmak üzere yurt dışına her yıl milyarlarca dolar para ödüyor. Yani kasaya girenden fazlası dolar olarak çıkıyor. Dünya çapında dolara bağlı olan sistemi tek başımıza değiştirme imkanımız olmadığı için kendi tedbirlerimizi almamız gerekmekte. Ülkemizde petrol ve doğalgaz arama çalışmalarına daha da hız vermeliyiz. Ne kadar çok petrolümüz ve doğalgazımız kendi topraklarımızdan çıkarsa o kadar dolar cebimize kalacak demektir ve bu da iç piyasaya olumlu yansıyacaktır.

Türkiye savunma sanayinde son yıllarda büyük atılımlar yaptı ve ihracat rakamlarını arttırdı. Buna hız kesmeden devam etmek ve bunu diğer sektörlere yaymak en önemli amaçlardan biri olmalı. Temmuz ayında beklenen enflasyon oranı %10'ların üzerinde. Geçmişten bugüne gelen ekonomik ihmallerimiz dışa bağımlılığımız, yaptığımız hatalar üst üste konulunca bugünkü gibi zor günleri yine yaşıyor olduk.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın son yaptığı Körfez Turu'nun ekonomiye olumlu yansımaları da bekleniyor. Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Katar'ı içeren bir Körfez turu Türkiye'ye milyarlarca doların bu ülkelerden geleceğinin ilk adımı oldu. İlk etapta beklenen 10 milyar dolarlık hızlı bir giriş var. Cumhurbaşkanının yaptığı Körfez turunu eleştiren çok sayıda haberde karşımıza çıkıyor. Araplar her şeyimizi alıyor, her şeyinizi Araplara satıyoruz gibi eleştiriler var Bu yaşadığımız dünyaya at gözlüğü ile bakmakla eşdeğer.

İngiltere'nin en büyük futbol kulüpleri Araplar tarafından satın alındı ama İngiltere'de hiç kimse Araplar bizim futbol kulüplerimizi satın alıyor diye isyan etmedi. Buna benzer Körfez sermayesinin dünyanın birçok yerinde yatırımı var ve hiçbir ülke buna hayır demiyor. Tam tersine bu paraların kendi ülkelerine gelmesi için çağrıda bulunuyor. Dünyanın bir buçuk yıl boyunca yaşadığı COVİD 19 salgını Rusya-Ukrayna savaşı ve 6 Şubat'ta yaşadığımız deprem felaketinin Türkiye ekonomisine verdiği zarar tartışılmaz. Elbette ki ekonominin toparlanması kolay olmayacak artan KDV oranları, artan ÖTV oranları piyasaya zam olarak yansıyacak. Benzin ve motorinin yakıt fiyatları belki de önümüzdeki günlerde litre fiyatı olarak 40 liraya varacak. Bunlar beklentiler içinde.

2023 yılının ilk yarısını geride bıraktık ekonomik durum malum hepimiz yaşıyoruz ve ekonomi uzmanlarının yaptığı açıklamalardaki ortak nokta 2024’den önce rahatlamamız çok mümkün görünmüyor. Ülke olarak yapmamız gereken en önemli şeylerden birisi de düşman sayımızı azaltmak. Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan gibi ülkelerle aramızı düzelttik. Tabii daha ilerleme kaydetmemiz gereken çok noktalar var. Başta Mısır olmak üzere. Fakat Amerika Birleşik Devletleri'nin Türk ekonomisine darbe vurmaya çalıştığı da aşikar ki zamanında Donald Trump bunu açık açık söylemişti. Enerjide ve gıdada kendi kendimize yetersek gelecek dönemde bu zorlukları çok daha kolay aşabiliriz. O günlerin bir an önce gelmesi umuduyla.

Kalın sağlıcakla.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İlker Sakalar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak B Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan B Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler B Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı B Gazete değil haberi geçen ajanstır.




Bursa Haber Bursa Haberleri